Ankilozan spondilit doğru tedavi ve egzersizle kontrol altına alınabilir

Toplumun yaklaşık üçte biri, hayatının bir döneminde bel ağrısı nedeniyle doktora başvuruyor. Bu ağrıların %95'ini mekanik kaynaklı bel ağrıları oluştursa da, kalan %5'te görülebilen ankilozan spondilit isimli iltihaplı bel ağrısı, tedavi edilmezse kalıcı hasarlara yol açabiliyor.

Ankilozan spondilit doğru tedavi ve egzersizle kontrol altına alınabilir
Bu içerik 309 kez okundu.

5 Mayıs Dünya Ankilozan Spondilit Günü vesilesiyle, erken tanı ve etkili tedavinin önemine dikkat çeken Bursa Doruk Özel Yıldırım Hastanesi, Romatoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı, Türk Romatoloji Derneği Üyesi Uzman Doktor Yusuf Karabulut, yeni nesil biyolojik ilaçlar sayesinde bu hastalığın kontrol altında tutularak hastanın yaşam kalitesinin normal seviyeye getirilebildiğini belirtti.
 
Özellikle üç aydan uzun süren, beraberinde bacakta uyuşma, güç kaybı gibi ilave şikayetler bulunan veya gece ağrısı, sabah tutukluğu bulunan hastaların vakit kaybetmeden bir hekime başvurması gerektiğini belirten Bursa Doruk Özel Yıldırım Hastanesi Romatoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Yusuf Karabulut şunları söyledi: “Toplam bel ağrılarının %95'i mekanik özellik taşımakla birlikte bu sebeplere bağlı bel ağrısı basit tedbirlerle çözülebilir. Oysaki inflamatuar bir bel ağrısı olan ankilozan spondilit, romatoloji uzmanı tarafından doğru bir şekilde tedavi edilmezse, uzun dönemde kalıcı hasarlara yol açabilen bir hastalıktır. Bel ağrısı ile romatoloji başta olmak üzere fizik tedavi ve ortopedi gibi bir çok branş ilgilenmekte veya hastaya yardım edebilmektedir. Hastalığın teşhisi, deneyimli bir romatoloji uzmanı tarafından hasta ile birebir yapılan görüşme ve muayene ile büyük ölçüde konulabilir. Ancak teşhisin konulması için her hastada olmasa da, görüntüleme yöntemlerine (direk grafi, MRG) kan testlerine, bazen de daha teknik incelemelere ihtiyaç duyulabilir.”
 
Ankilozan spondilitin arkasında pek çok etken var
Ankilozan spondilitin tek bir sebebe bağlı olarak ortaya çıkan bir hastalık olmadığını belirten Dr. Yusuf Karabulut şöyle devam etti: “Genetik özelliği olan bir hastalık olmakla birlikte, çevresel faktörlerin hastalığın gelişiminde rol oynadığı görülmektedir. HLA-B27  isimli genetik test ankilozan spondilit ile güçlü bir ilişki içerisinde olmasına rağmen HLA-B27  sonucu pozitif olan her hastada ankilozan spondilit gelişmemektedir. Bu da hastalığın sadece genetik özelliklerle tanımlanamayacağını, başka çevresel faktörlerin de hastalık gelişiminde söz sahibi olduğunu düşündürmektedir. Ankilozan spondilit hastalarının birinci derece yakınlarında olarak hastalık gelişimi daha yüksek olmakla birlikte bu %100 hasta olunacak anlamı taşımamaktadır. Ama hasta yakınlarının bel ağrısı ve sırt ağrısı olduğunda bir romatolog tarafından değerlendirilmesi uygun olacaktır.”
 
Ankilozan spondilit kas-iskelet sistemi dışında diğer organları da tutabilir
Ankilozan spondilitin ömür boyu devam eden, ancak günümüz koşullarında çok iyi tedavi edilen bir hastalık olduğunu belirten Dr. Yusuf Karabulut şu bilgileri verdi: “Doğru tedavi edildiğinde, hastalıkla oluşabilecek birçok sorun engellenebilir. Ankilozan spondilit sadece omurgayı ve diğer eklemleri tutan bir hastalık değildir. Sistemik olarak göz, böbrekler, kalp kapakları, mide bağırsak sistemleri gibi birçok organ uzun süren ve iyi tedavi edilmeyen hastalıkta hedef haline gelebilir. Hastalığın romatoloji uzmanı tarafından günümüzdeki etkin ilaçlarla tedavi edilmesi durumunda bu organlardaki alevlenmelerin engellemesi mümkün olduğu gibi, omurga ve eklem belirtileri de tedavi ile önlenebilir.
 
İlaç tedavisi ve egzersiz bir arada planlanmalı
Dr. Yusuf Karabulut tedavi süreciyle ilgili şu bilgileri verdi: “Ankilozan spondilit tedavisi romatoloji uzmanı tarafından yapılmalıdır. Bu hastalığın tedavisinde öncelikli olarak hastalığın doğru teşhis edilmesi gerekmektedir. Daha sonra hastanın, hastalıkla ilgili bilgilendirilmesi, egzersizlerin öğretilmesi ve hastalığın şiddetine ya da durumuna göre bazı ilaç tedavilerinin uygulanması gereklidir. Antiinflamatuar ilaçlar başlangıçta kullanılmakla birlikte hastalığının seyri sırasında biyolojik ilaç olarak isimlendirdiğimiz oldukça etkili ilaçlarda kullanılabilmektedir. Günümüzde biyolojik ilaçların devreye girmesiyle ankilozan spondilit hastalığının tedavisinde bir devrim yaşandığı söylenebilir. Hastalığın tamamen yok edilmesi mümkün olmamakla beraber doğru ve uygun tedavi ile uzun yıllar baskılanması sağlanabilmektedir. Bir grup hastada ilaçsız izlem mümkündür. Hastalara, egzersiz yapmalarını ve önerilen ilaçları romatolog kontrolünde kullanmalarını öneririm. Ankilozan spondilit hastalığında etkili ve doğru tedaviyle kaliteli, uzun ve iyi bir yaşam mümkündür. Spor, bu hastalığın tedavisinde olması gereken, ancak doğru ilaç, hekim kontrolü gibi parametrelerle birlikte değerli olan bir eylemdir.”

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türkiye'nin yüzde 8'i 65 yaş üstünde
Türkiye'nin yüzde 8'i 65 yaş üstünde
Dünya’nın ilk kalem festivali İstanbul’da gerçekleşti
Dünya’nın ilk kalem festivali İstanbul’da gerçekleşti